Türkiye’ de bir çok
etnik grup var. Fakat bunlar müslüman oldukları için
Türkiye’ye gelip yerleşmişlerdir. Gerçi biz
millet olarak, hangi etnik menşeden olursa olsun,
hangi dine mensup bulunursa bulunsun, bütün mazlum
milletlerin yanında yer alan ve almak isteyen bir
milletiz. Bu vasfımız gereği Türkiye, mazlum
milletlet sığınağı bir ülke olagelmiştir.
Bununla
beraber Türkiye’yi seçen ve Türkiye’ye
gelenlerin, Türkiye’yi vatan seçişlerinde ve Türkiye’yi
anavatan bilişlerinde ve hatta kendilerini –asıl
kimliklerini bildikleri halde- Türk bilmelerinde
yatan gerçek sebep; hepsininde ortak sıfatlarının
İslam oluş keyfiyetidir.
Türkiye’de
mevcut çeşitli etnik gruplar; kimliklerinin şuurunda
fakat İslam oldukları için ana vatan bildikleri ve
Osmanlının -hukuken- devamı olan Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’ni koruyucu bir nitelikte gördüklerinden
dolayı huzur içinde, günlük hayatlarını sürdürmektedirler.
Kendi
aralarında dillerini de konuşmakta, örf ve
geleneklerini de yaşatmakta, düğün ve derneklerin
de şarkı ve türkülerini de söylemekte, kendi müzik
aletlerini de çalmaktadırlar.
Ama hepsi
de, kendi özel hayatları dışında Türkçe’yi
konuşmakta, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak
her türlü kanuni haklardan yararlanmakta, kanun karşısında,
her etnik grubun, her hususta eşit olduklarının
bilincinde olarak varlıklarını devam
ettirmektedirler.

Türkiye’de
herkes kimliğinin farkındadır. Herkes birbirinin
ne olduğunu bilir. Fakat kimse bunu mesele yapmaz.
Kimse bunu ileri sürmez. Kimse bunu nazara vermez.
Zaten buna kimse ihtiyaç da hissetmez. Çünki
sosyal hayat ve günlük konuşmalarda etnik
kimlikleri belirtmeye asla gerek duyulmaz. Bütün
bunlar, doğal bir sıfat olarak dünden gelmiş; yarınlara
da taşınacaktır.
Durum böyle
iken, Türkiye’de, sadece Kürt etnik grubu1
varmış gibi, bazı yazar çizer takımı, o grubun
kimliğinin su yüzüne çıkması için var güçleriyle
kaleme sarılmakta; varsa yoksa Kürt etnik grubu
diyerek, anarşi ve terörü –bir bakıma- haklı göstermektedirler.
Terör ve anarşiyi kınamaya ise –ne hikmetse- bir
türlü dilleri varmamaktadır.
Oysa bu
etnik grup Türkiye’de hep vardır. Her zaman da
var olacaktır. Bu güne kadar kimliklerini nasıl
korumus iseler, bundan sonra da muhafazaya
muktedirdirler.
Tabii
olarak var olan ve bilinen bir gerçeği, sanki bir
şey diyen varmış gibi, hiç yoktan sorun haline
getirmenin Türkiye’ye zarardan başka birşey
getirmeyeceğini bu kalemşörler bilmezler mi? Kaldı
ki bu terörün arkasında, halen batı ve yakın komşularımız
vardır. Ve asıl mesele, geleceğin büyük ve
kudretli Türkiye’sinin önünü kesmekten
ibarettir.
Üstelik,
Türkiye’de bir gruba verilecek ayrıcalık; diğer
grupların –haklı olarak- kıskançlığını çekecek..
İşte asıl o zaman eşitsizlik teraneleri ayyuka
çıkacak ve –Allah göstermesin- işte asıl o
zaman Türkiye büyük bir kaosa sürüklenecektir.
Zaten istenen de bu değil mi?
Arnavut
asıllı, çok şuurlu bir vatandaşımız olan Ahmet
Örnek, Urganlı-Turgutlu’dan, Hasan Cemal’e yazdığı
bir mektupta, bu hususları gayet güzel bir şekilde
dile getirmiştir:
“Dedem
Balkan Harbi’nde şehit düşmüş. O sırada 7 yasşında
olan babam, akrabaları ile birlikte Priştina’dan
(Kosova) Aydın yöresine gelip iskan edilmişler.
Kurtuluş savaşı’ndan sonra babam İzmir’e
gelip yerleşmiş.
“Çocukluğumda
akrabalarımın oturduğu köyde eskiler ve orta yaşlılar
aralarında arnavutça konuşuyorlarsa da, dışarıda
herkes Türkçe konuşuyor.
“Ben Türkiye’de
doğdum. Kendim ve iki oğlum bu vatanda askerliğimizi
yaptık. Beş çocuğum var ve hepimiz Türkçe konuşuyoruz.
Öyle zannediyorum ki, bugün Türkiye’de yaşayan
Arnavut kökenli vatandaş sayısı, bugünkü
Arnavut Devletinin nüfusundan az değildir.

“Ayrıca
memleketimizde Avşarlar, Çerkezler, Boşnaklar,
sonra Bulgar kökenli, Arap kökenli vs. vatandaşlarımızın
sayısı küçümsenmeyecek boyuttadır. Bu durumda bütün
bu kavimlere özerklik mi verelim?
“Ağa’nın
oğlu babo yerine baba demiş de kimliğini
kaybediyor diye duyduğu hüzünden bahsediyorsunuz.
‘Türküm’ demek, Türkçe öğrenmek yüz kızartıcı
bir olay mıdır? Asıl üzülecek olay, milleti bölücü
faaliyetlerden men edecek yeterli tedbirlerin alınmayışıdır.
“Bugün
Amerika’da 72.5 milletten insan yaşıyor. Fakat
herkes ‘Ben Amerikan vatandaşıyım!’ diyor.
Netice olarak, ...belirli bir kesime birtakım ayrıcalıklar
tanımanın bu memleketin hayrına olmayacağına
inanıyorum.”2
Nitekim
bu meseleleri konuşurken bir öğretim üyesi arkadaşın,
heyecanlanarak “Türkiye Cumhuriyeti Devletiyle ...etnik
grup olarak başta bizim çözülmesi gereken
problemlerimiz var!” demesi beni ne kadar üzmüştü.
Bu
kapı aralanmaya görsün, sırada birçok etnik
grubun fırsat beklemekte olduğu gün gibi ortaya
çıkacaktır. Demek ki Türkiye’de sade bir etnik
grup varmışçasına ortalığı toza dumana
katanlar nasıl dehşetli bir fitneyi uyandıracaklarını
derin derin düşünmeli; Allah ve Peygamberin
lanetlemesinden de korkup titremelidirler.
**********************
1-“Kürt
etnik grubu” mefhumunu, konu gereği kullamıyorum.
Yoksa, Kürt kardeşlerimiz, Türk milletinin,
tarihin derinliklerinden gelen öz kardeş kollarından
biridir.
2- Hasan
Cemal, Milliyet, 9 Mart 1999, 17.
MUHSİN
BOZKURT
Emekli
Öğretim Görevlisi