Merak ve heyecanla derginin
sayfalarını çevirmeye başladı. Aylarca önce gönderdiği şiirin
.......dergisinde çıkıp çıkmadığını bir an önce öğrenmek istiyordu.
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde asistandı. Üstelik epeyden beri
işine merak salmış, kendine göre oldukça mesafe katetmişti. Klasik
stil ve tarzda şiirler yazıyor, arkadaşlarına okuyor ve takdirler,
tahsinler, aferinler alıyor, herkesin beğenisini kazanıyordu.
Herkes
kendisine geleceğin şairi gözüyle bakıyor, bu da
onu tarifsiz duygu coşkunluğuna garkediyordu.
Nihayet çevresinin teşvikiyle birkaç şiirini
....dergisine göndermişti. Tabiatiyle derginin çıkan
hersayısını alır ve şiirine yer verilip
verilmediğine heyecanla bakar olmuştu.
Son
sayısını eline aldığında, içinden bir ses, işte
bu sayıda senin şiirin var diyordu sanki..
Sayfaları çevirdikçe kalbinin çarpıntısı, bir
kat daha şiddetleniyor ve neredeyse duracak gibi
oluyordu.
Son
sayfayı çevirir çevirmez, yüzü aydınlandı. Mütebessim
bir çehreyle sayfaya bakakaldı. İşte sonunda
şiirine yer verilmiş, ismi de bayağı büyük
puntolarla yazılmış, ünvanı da adının altında
yeralmıştı. Şiiri bir çırpıda, ilk defa
okurcasına okudu. Tekrar tekrar yine okudu. İsmini
uzun uzun seyretti. Şiire güzel bir çerçeve
içinde yer vermişler, konusuna uygun desenler ilave
etmeyi de unutmamışlardı. Şiirin sonuna bir de
not koymuşlardı. Notta gelecek vadeden genç
şairlerin şiirlerine, bundan böyle dergide yer
verileceğinden bahsediliyordu.
Sevincine
diyecek yoktu. O sayıdan bir kaç tane aldı. Ertesi
gün arkadaşlarının, tebrik edici sözleri,
şimdiden kulaklarında yankılanmaya başlamıştı
bile. Koşar adımlara evinin yolunu tuttu. Bir an
önce anacığıyla sevincini paylaşmak, ilk
şiirinin yayınlanmış olmasının müjdesini
annesine yetiştirmek istiyordu.
Nihayet,
nefes nefese eve gelmiş, ısrarlı bir şekilde zili
çalmış ve kendisini, çok sevdiği anasının
karşısında bulmuştu. Annesinin şaşkın ve biraz
da endişeli bakışları karşısında, çantasından
elelacele dergiyi çıkarmış: “Bak anacığım
demişti, ilk şiirim yayınlanmış, ilk defa ismim
dergide yer alıyor, ne güzel değil mi?”
Annesi
-oğlunu çok düşündürecek olan- şu sözlerle
karşılık verdi:
“A
benim güzel oğlum! İyi hoş da, ismin acaba Levh-i
Mahfuz’da ‘Said’ olarak mı, yoksa ‘şaki’
olarak mı yazılı? Sen asıl ona bak!...”
MUHSİN
BOZKURT
Emekli
Öğretim Görevlisi
|