Cezaevleri büyük ölçüde boşaltıldı. Bir sürü insan tahliye edildi. Sonra bunların bir bölümü yeniden suç işleyip içeri girmeye başladı.

 (Bu hususta) İstanbul Emniyet Müdürü, son bir ay içerisinde İstanbul’da işlenen suçlarda, yani af sonrasında, büyük artış olduğunu açıkladı.1

 Nitekim “Af Cinayet İşletti” başlıklı haber şöyle:

Kahramanmaraşlı S.B. 2 yıl önce ağabeyini öldüren A.T.’ü bıçaklayarak öldürdü. Af ile serbest kalan kardeşinin katilini öldürdüğünü belirten B., “Katil ben değilim; affı çıkaranlardır!” diye konuştu.2

“Affın tadını çıkardılar!” serlevhalı haber: 13 otomobil, 2 teyp, 11 çanta çaldılar, 4 ev soydular...Ve tüm bunları tahliyeden sonraki 20 günde yaptılar.3

“Al sana af!” başlıklı haber ise, işlenen suçları geniş bir şekilde ele alıyor.4

“Afla çıktı, 2 kişiyi öldürdü, intihar etti!” haberine gelince: Şartlı Salıverme Yasası’ndan yararlanarak tahliye edilen ‘yaralama’ hükümlüsü M.Ş. abisinin katilini bulmak için Fikirtepe’ye gitti...tartıştığı A.K.’ya ateş etti. Ardından da manav H.A.’yı ensesinden vurdu...A. ve K. hayatını kaybetti.5

Ya bu habere ne demeli: Hırsızlık suçundan hükümlü bulundukları cezaevinden, Şartla Salıverilme Yasası’ndan yararlanarak tahliye olan 3 kişi, aynı suçtan tutuklanarak tekrar cezaevine konuldu.6

Sonucu “Aftan 23 bin kişi yararlandı” haberiyle noktalayalım: Adalet Bakanı...Şartla salıverilme ve Cezaların Ertelenmesine İlişkin Yasa’dan 929 tutuklu ve 22 bin 385 hükümlü olmak üzere toplam 23 bin 314 kişinin yararlandığını bildirdi.7

Konumuza, affın içyüzünü anlatan Hz. Mevlana’an bir alıntı ve buna düşünülen açıklayıcı bir notla devam edelim:

 Zalimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir!

Hırsızlara ve her türlü kötü insanlara acımak; zayıf insanları dövmek, onlara merhamet etmemektir!

Aklını başına al; merhamete kapılıp da, kötü bir kişiden intikam almaktan, canını yakmaktan çekinme! Onun uğrayacağı zahmete, eziyete pek bakma; suçsuz halkın, başkalarının düşeceği zahmeti, eziyeti düşün!

Bütün vücudun zehirlenmesini önlemek için yılanın ısırdığı parmağı kes, at! Sen kesilen tek parmağı değil, bütün bedenin helak olacağını gör, düşün!

Hz. Mevlana’nın bu üç beyitte anlatmak istediği hakikati yanlış yola çekip götürmemelidir. Hz. İsa; sana bir tokat vurana, öteki yanağını da uzat!” diye buyurdu. Yunus Emre Hazretleri de;

“Döğene elsiz gerek,

Sövene dilsiz gerek,

Derviş gönülsüz gerek,

Sen derviş olamazsın!”  diye buyurdu.

Peki, Mevlana niye; “Kötü kişiden intikam almaktan çekinme!” diye buyuruyor? Yani, birisi bize tokat vurunca, biz de ona tokat mı vuracağız?

Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz Taif’te taşlanarak mübarek ayaklarından kanlar aktığı zaman, o büyük ve eşsiz Peygamber onlara taş mı attı, kötü sözler mi söyledi? Hayır,..; hayır! Hz. Mevlana, şahsı düşünmüyor; toplumu, bütün insanları düşünüyor da böyle söylüyor. Biz şahsımıza yapılan kötülüğü affedeceğiz; umuma kardeşlerimize yapılan kötülüğü affetmeyeceğiz.

Hz. Ali (R.A.) aynı hakikati şöyle ifade buyurmuştur: “Şahsınıza kötülük eden bir düşmanı affediniz; vatanınıza, milletimize kötülük eden bir kimseyi asla affetmeyiniz.!”

Bu yüzdendir ki, en azılı bir düşmanını yatırmış keserken, düşmanı Hz. Ali’nin yüzüne tükürünce, onu affetti. “Ben seni öldürsem, şahsıma hakaret ettiğin için öldürmüş olacağım!” dedi.

Eski şairlerimizden birisi;

“Unut felaket-i şahsiyenin müsebbibini,

Fakat, hakareti affetme validen vatana!”

demiştir. Yani; ‘şahsına yapılan kötülükleri affet fakat, anan gibi olan vatanına yapılan hakareti affetme!’ demiştir.

Süleyman Nazif merhum da, asırlardan beri aziz vatanımızı parçalamak, elegeçirmek için uğraşan düşmanlara karşı duyduğu nefreti; “Benim dinim, kinimdir!” diye ifade etmişti. 8

Konunun açılımına asrın alimi Bediüzzaman’la devam edelim:

Cehennemin vücüdu ve şiddetli azabı, hadsiz rahmete ve hakiki adalete ve israfsız, mizanlı hikmete zıddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücüdunu isterler.

Çünkü, nasıl bin masumların hukukunu çiğneyen bir zalimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adalet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zalimi afvetmek ve canavarı serbest bırakmak, bir tek yolsuz merhamete mukabil yüzer biçarelere yüzer merhametsizliktir...

Hukuklarına tecavüz ve kainatın gaye-i hilkati ve bir sebebi vücüdu ve bekası olan tezahürü rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyetlerle mukabelelerini ve ayinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azim bir cinayet bir zulümdür ki afva kabiliyeti kalmaz.9

Hem alicenabane afvetmek ise, yalnız kendine karşı cinayetini afvedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen canilere afuvkarane bakmağa hakkı yoktur, zulme şerik olur.10

(Nitekim) toplum affa karşıydı. Karşı olunmakta haklı olduğu da, af sonrası suç işleyenlerin sayısı görülünce bir kez daha anlaşıldı.11

-----------------------------

  1. Emin Çölaşan, Hürriyet, 27 Ocak 2001, s.5.
  2. Yeni Asya, 26 Ocak 2001, s.3.
  3. Milliyet, 24 Ocak 2001, s.1.
  4. a.g. gazete
  5. Milliyet, 24 Ocak 2001, s.5.
  6. a.g. gazete
  7. Cumhuriyet, 24 Ocak 2001, s.6.
  8. Konularına Göre Açıklamalı Mesnevi Tercümesi 5. ve 6. ciltler, Tercüme: Şefik  Can, İstanbul-1997, s. 648-649.
  9. Bediüzzaman S.N., Şualar, Envar Neşriyat, İstanbul-1995, s.230.
  10. Bediüzzaman S.N., Kastamonu Lahikası, Envar Neşriyat, İstanbul-1995, s.25.
  11. Emin Çölaşan, Hürriyet, 27 Ocak 2001, s.5

MUHSİN BOZKURT

Emekli Öğretim Görevlisi