17.10.2001

Afganistan’da yapılan hava akınlarından ister istemez halk da nasibini alıyor...Zaten çekilmez olan hayat şartları bir kat daha güçlükler arzediyor. Biraz da iç karışıklığın sebep olduğu zaaflar dışardakilere cesaret verdi diyebiliriz. Onlar şu veya bu sebeplerle yurt içinde birlik ve beraberliği kuramadılar.. Biraz da sen-ben çekişmesi zavallı çilekeş Afgan halkını maddeten biraz daha çökertmiş oldu.

O güzelim destanlar yazarak Rusya’ya karşı kazandığı İstiklal mücadelesine iç anlaşmazlıklar gölge düşürdü. Haklı kutsal bir cihat sonunda kazandığı zaferi, kendi elleriyle adeta sonuçsuz bıraktı.

Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi, iki pehlivan kavga ederken bir çocuk ikisini de dövebilir. Velhasıl her zaman olduğu gibi iç didişmelerin galibi daima dış güçler oluyor. Sebep olan yapan gibidir hükmünce bu duruma düşüşte Afganlı idaercilerin istemeyerek de olsa rolleri vardır, diyor bir an evvel yine Moskof işgalinde olduğu gibi bir elden ve bir yürek olarak yeni müsbet bir çehre ile dünya karşısına çıkmalarını umuyor ve bekliyoruz.

Çünkü daha önce başardıkları gibi, yine başaracakları muhakkaktır. Tabii etrafında toplanacakları odak noktasını iyi ve doğru tayin ve etsbit etmek de şarttır. Kılavuzu iyi seçmek sonra da bir bütün olup asla dağilmamak.. Çünkü Allah’ın rahmeti cemaat ve toplum üzerinedir.

Unutulmasın ki Hak davalar, Hak metod ve usullere göre yükselir. Hak davalar; batıl, sapık ve yanlış metod ve usullerle geçici olarak söner. Mağlubiyete yanlış metod sebep olduğu gibi, galibiyeti de müsbet metod gerçekleştirir.

Bu durumda Hak metod, batıl davayı geçici olarak yükseltirken; batıl bir metod da Hak bir davanın geçici olarak yükselmesini önler. Burada metodların doğru olup olmaması söz konusudur. Yoksa sonunda herşeye rağmen elbette Hak galip ve üstündür.

İslamın batıl metodlara ihtiyacı yoktur. Üstelik İslam’da gaye için herşey meşru da değildir. Öyleyse, yüce İslamı yüce tutmak için, Hak olan davasına, Hak metod ve usüllerle yürünmesi zorunludur. Yoksa büyük hakikatler biçare ellerde ziyan olur gider.

Afganlı kardeşlerimizin dramlarına değinmemek mümkün mü? Nasıl değinmezsin ki halk perişan!..Önlerinde mareşal kış hazretleri var! Kış hazretleri büyük bir soğukkanlılıkla biçare Afganların kucağına düşmesini bekliyor. Nasıl üzülmez insan, nasıl rahat olur insan? Üstelik fazla da elimizden birşey gelmiyor. Onlarla birlikte hiç olmazsa dergahı İlahiye elimizi açalım. Üstelik önümüzde Ramazan ayı var. Ne diyelim Allah, Alemi İslama uyanıklık, şuur ve birlik ruhu versin.

Zaten bu durumda tek tesellimiz, yine yüce Rabbimizin “Rahmetim gazabımı geçti!” müjdesidir. Bizler biliyoruz ve inanıyoruz ki, Afgan halkı mazlum ve masumdur. Hak yolda Hak üzeredirler.

Atılan bombalardan yaralansalar da gazidirler. Atılan bombalardan ölseler de şehittirler...Şöyle böyle geçen hayatları, en büyük bir şerefle gazilik ve şehitlik rütbesiyle son bulurken, Cennetin kapılarını kendilerine sonuna kadar açılmış olduğunu görüyor...Elhamdülillah diyor, sen ne büyüksün ya Rab diye teselli buluyoruz.

Biliyoruz ki şehit olmakla ölümsüzleşmiş oluyor ölülerimiz ne gam? Asıl titreyecek olanlar asıl üzülecek zorlanacak ve cehennemin dibini boylayacak olanlar düşünsünler. Afganistan içinde bu duruma sebep olan iç zalimlerle bu fırsattan istifade yoluna giden dış zalimler korksunlar titresinler. Çünkü ebedi Cehennem bekliyor onları! Hem de hüç bırakmamacasına, hem de hiç bırakmamacasına ateşten bağrına sarmak üzere cehennem bekliyor onları...

Hem zaten Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi “Yaşasın zalimler için Cehennem!” Cehennem ve azabı İlahi kafidir o iç dış zorba zalimlere...

MUHSİN BOZKURT

Emekli Öğretim Görevlisi

This site was last updated 03/17/07