Savaş rüzgarları esiyor, dünyada
ve Türkiye’mizde...Dünya manen küçüldü.
Dünyanın öbür ucundaki olay diğer tarafları da
etkiliyor...Dünya insanı, insanımız düşünceli,
tedirgin...Türkiye’mizin ekonomik krizde olması
bir yana, bir de savaştan etkilenecek diğer
insanları düşünmekten kendini alamıyor.
Bu durum kendi derdini bile
ikinci plana itiyor gibi... Bir de savaştan zarar görecek
insanların Müslüman kardeşlerimiz olması,
insanımızı daha da üzüntüye, kedere boğuyor...
Suçlu ya da sayılı suçluların
bulunup cezalandırılmaları gerekirken, topluca bir
millete savaş açılmak isteniyor...Hatta birçok
milletlere savaş açılmak isteniyor...
Ateş düştüğü yeri yakar.
Zaten yıllarca savaş hali yaşanan Afganistan topun
ilk ağzında olan ülke!..Ya Pakistan!...İnsanların
çoğunun güç geçim şartları içinde kıvranan
kardeş ve candan bir İslam ülkesi...Ya
Özbekistan, daha yeni yeni Rus hegemonyasından
kurtulmuş ya da kurtulmaya çalışırken, o de
hedef ülkeler arasında sayılıyor.
Bunlar yetmezmiş gibi, bulanık
suda balık avlamak istercesine Irak’ın da
saldırılacak ülkeler arasına alınmak
istenmesi....Türkiye’mizin birazcık olsun düzeltmeye
çalıştığı ikili ilişkileri donduracağa
benziyor. Güneydoğu’lu insanımızı yine işsiz
güçsüz bırakacağa benziyor. Türkiyemizin belini
bükeceğe benziyor.
Kısaca ABD’nin terörü
bahane ederek bir taşla sayısız kuş vurmayı düşündüğünü
ortaya koyuyor. Ne diyelim, Allah, Türkiye’mizin
ve kardeş İslam ülkelerine yardımcısı olsun.
Fakat aziz dostlar! Bu şekil
yazmam, sakın sizleri ümitsizliğe itmesin. Bizler,
böyle bir terör estirilsin istemezdik...İstemeyiz
de..Biz istemedik, bize sorulmadı...Soruldu da
yapın demedik...Keşke olmasaydı diyoruz..Ama bütün
dünya insanlarına bütün dünya müslümanlarına
rağmen birkaç, gerçek din şuurundan yoksun
kişilerce gerçekleştirilen bu olay için, değil
mi ki, müslüman – hristiyan halklara rağmen
olmuştur.
İşte bu oldu bitti
karşısında...İslamın bir hükmünü hatırlayalım.
Ne diyor o hüküm: “Vakide hayır vardır.” Yani
olana hayır vardır. Bize rağmen, istemediğimize
rağmen, tasvip etmediğimize rağmen, doğru
bulmadığımıza rağmen yine de olmuşsa... Sonuç
bakımından diyoruz ki: “Vakide yani olanda hayır
vardır.”
Kaderin aklımız ermeyen
tarafları var...İnsanlar bazan yaptıklarıyla
kadere fetva verirler..Beklemedikleri musibetlerle
karşılaşırlar..İşte bu durumda bize düşen,
İslam’ın şöyle bir hükmüne sığınma
olacaktır. Nedir o sığınılacak hüküm derseniz
değerli okurlar? O hüküm şudur: İnsanlar
zulmeder, kader adalet.”
Her olayın iki yönü var. Biri
gizli, diğeri açık. Klasik deyimiyle biri zahiri görünen;
diğeri batıni yani görünmeyen...Yine her olayın
iki yanı var aziz dostlar. Biri Hakk’a bakar.
Diğeri Halk’a bakar. Hakka bakan tarafını Hakk’a
bırakalım. Nasıl olsa Hakk, herkesten hakkını
almasını bilir. Herkesten hesap sormasını bilir.
Değil mi ki kim zerre kadar
yani toz tanesi kadar iyilik yapsa karşılığını
görecek. Değil mi ki kim zerre kadar yani toz
tanesi kadar kötülük yapsa karşılığını görecek.
Öyleyse ne gam? Yaşasın zalimler için cehennem
diyor, ancak bu bilişle gönlümüze su serpiyoruz.
Evet ne gam diyoruz? Değil mi
ki zalimin yaptığı yerde kalmayack..Değil mi ki
zalimin yaptığı yanına kar kalmayacak...Öyleyse
her şeyin Hakk’a bakan cihetini Hakk’a
bırakalım..Bizler herşeyin Halk’a bakan yani
bize bakan tarafına bakalım. İbret alalım.
İstenen dersi alalım. Beklenen uyanışı gösterelim.
Evet ne demiştik? Bizleri
olayların halka bakan tarafı ilgilendiriyor. İşte
11 Eylülde ABD’de olan talihsiz terör olayının
da bizi ilgilendiren yönüne bakmalı. İbret
almalı, İlahi iletiyi iyi anlamalıyız. Daha
doğrusu bütün insanlık iyi anlamalı, bundan
sonra ayağını denk almalıdır.
Aziz okurlar! Madem ki insanız,
insanla ilgili olan hiçbir şey bize yabancı
değildir. Yani insanla ilgili olan şeyler bizi de
ilgilendirir..İnsana yapılanlara karşı bigane
kalamayız. Adam sen de diyemeyiz.
Gerçi İslam’da “Ancak mü’minler
yani inananlar kardeştir.” Hükmü varsa da, Hz.
Ali’nin dediği gibi müslüman olamayanlar da
insan olarak kardeşimizdir. Elbette onların
başlarına gelen felaketlere de insan olarak
üzülmemek mümkün değil.
Şüphesiz 11 Eylül’de
Amerika’nın böğrüne saplanan uçaklar, bizlerin
de böğrüne saplanmış gibidir. Yakınlarını
kaybeden Amerikalıların duydukları acıyı, bizler
de burada ta yüreklerimizden duyuyoruz. Kimi eşini,
kimi anasını babasını, kimileri de eşini dostunu
kaybetti. Dayanılır acı mı bu? Allah onlara
sabır versin, tahammül ve dayanma gücü versin.
Allah hiçbir milleti böyle terör afetiyle karşılaştırmasın.
Biz, az mı çektik bu acıyı?
Belki bizim kadar terörden çekmiş başka bir
millet yok. 15 yılda 30 bini aşkın insanımızı
kaybettik. Nice ocaklar söndü! Nice yuvalar yıkıldı,
nice çocuklarımız öksüz kaldı! Bağrımıza
milletçe taş bastık. Milletçe haykırdık bütün
dünyaya: “Vatan sağolsun!”
Evet sevgili okurlar! Biz
Türkiye olarak bu hususta çok dertliyiz. Biz
Türkiye olarak bütün dünya devletlerine
söyleyecek çok sözümüz var. “Bir dokun bin ah
dinle kase-i Fağfurdan!” misali ....Çok doluyuz
çook..
İnşallah bu son terör olayı,
dünya devletlerinin gözlerini açmaya vesile olur
da, el altından, sinsice ve gizlice teröre destek
olmaktan cayarlar, vazgeçerler. Terör mü, bir daha
mı, aman Allah göstermesin diyerek bu uğursuz
insanlık dışı etkşnliklerden el ayak çekerler.
İsterlerse çekmesinler...Allah’ın
hükmü o kadar büyük, Allah’ın hükmü o kadar
kapsamlı ki, İlahi ferman bir kere çıkmaya görsün,
önünde hiçbir kuvvet duramaz. İlahi hükmü
hiçbir kuvvet önleyemez! İlahi hükme hiç birşey
engel olamaz!
Bütün dünya devletleri bilsin
ki, mazlum, masum insanların zarar görmesi kaçınılmaz
olan terör faaliyetlerini sürdürmek isteyen
devletler bilsin ki, özellikle teröre kucak açan,
terörü destekleyen, terörü besleyen, terörü kışkırtan
malum devletler bilsinler, korksunlar ve titresinler
ki, terör er-geç kendi ayaklarına dolaşacak,
kendi insanlarına zarar verecek, kendi ülkelerinin
parçalanmasına önayak olacaktır.
O malum ve bilinen
devletlerin-batılı devletlerin hangisi yok ki
aralarında- er ya da geç terörün kurbanı
olacaklardır. Bundan asla kurtuluşları yoktur.
Çünkü dünya etme-bulma
dünyasıdır! Çünkü dünya rüzgar ekenin fırtına
biçeceği dünyadır! Çünkü dünya bir gün gelir
“Kendim ettim, kendim buldum!” dedirtecek dünyadır!
Ne sanıyorlar kendilerini? Ne
sanıyorlar kendilerini, bu terörü destekleyen
devletler a dostlar? Ne sanıyorlar, yaptıkları,
yaptıtacakları yanlarına kalacak sanıyorlarsa, büyük
yanılgı içindedirler...Kendilerini aldatmış
oluyorlar sadece.. Ne büyük gaflet, ne büyük gaf
bu a dostlar!
Bütün zalimler, bütün
teröristler, bütün şer odakları ve bunları
destekleyen devletler, şu ilahi hükğm
karşısında titremeliler, kendilerine gelmeliler.
Bu işten artık caydık demeliler. Yoksa İlahi
adaletten kaçılmaz! İlahi adalet hiç şaşmaz!
Çünkü Allah ihmal etmez! Sadece biraz – o da
hikmet icabı- zaman tanır o kadar.
Evet kendisinden kaçılmayacak,
o kapsamlı İlahi hüküm şu sevgili okur: Kişi,
kınadığına uğramadan ölmez!”
Bu hüküm aziz dostlar! Yapılan
kötülük er ya da geç, yapana döner. Yapılan kötülük,
yapanı bulur. Yapılan kötülük er ya da geç,
yapana döner. Yapılan kötülük yapanın kendi
başına patlar. Yapılan kötülük, yapanın
yakınlarının da başına gelir, gibi İlahi hükümden
daha kapsamlı daha geniş ve içeriklidir. Çünkü
bu hüküm insanın, bırakın yaptığı,
kınadığı bile başına geleceğini
hatırlatıyor. İnsanın aklını başına
getiriyor. Ey insan sen bilirsin..İyi düşün!..Aslında
ne yaparsan yap, iyiden-kötüden yana..Mutlaka bu
yaptığın seni bulacak, yakınlarını bulacak.
Yapmak ne kelime, hadi bunu
anladık..Kimi, neyi kınarsan, o da başına
gelecek..Artık sen bilirsin..Ne istersen onu yap.
Ama önce, bu yaptığının sana geri döneceğini
bil, hatırla ona göre yap veya yapma...
İşte ABD’nin başına gelen
terörü bir de nu açıdan ele alalım...İyice bir
düşünelim.. Ne büyüksün ya Rab diyerek, İlahi
adalet karşısında saygıyla eğilmesini bilelim..