TÜRKİYE GERÇEĞİ
 
Anasayfa
Biyografi
Makaleler
Hikayeler
Misafir Defteri
Radyo Programı

Radyo Programı
Webmaster e-mail

 

Bu sitede Türkiye Gerçeği'ni

bir Tarihçi gözüyle okuyacak, anlayacak

belki de bazı tarihi gerçeklere çok şaşıracaksınız.....

 

Emekli Öğretim Görevlisi Muhsin Bozkurt Beyefendinin

yazmış olduğu makale ve hikayelerden

 bir kaçını sizlere sunuyoruz..

          AL BAYRAK          

 

Al bayraklarla süslendi baştan başa ülkem

İsterim ki ömrü vatan yolunda tüketem

 

Meş'um bir el al bayrağı vurdu yerden yere

Lâkin daha çok yükseldi bayrağım göklere

 

Aldatılmış gençler hiç mi sızlamadı vicdanınız

Halbuki bayrakla sembolleşiyor millî andınız

 

Bu göklere ay-yıldızlı Türk bayrağı yakışır ancak

Düşürülmedi yere düşürülemez asla bu sancak

 

AB uğrunda ABD'ye karşılıksız dostlukta

Başka değil bulunur yer ancak en arka kuyrukta

 

Nitekim AB ve ABD'nin arka çıkması sonucunda

Vatan sözde sahte bayrakımsı paçavraların kıskacında

 

Yırttılar perdeyi kaldırdılar aradan gizi

Sizi gidi vesvasi'l-hannas şeyatinler sizi

 

Sızıp yığınların arasına üflüyorlar sinsice

Aslında biz sizinleyiz diyorlar arkadan gizlice

 

Korkutuyor başbaşa vermiş olan bu ikiliyi Türkiye

Birbirinden kurnaz tilki de olsalar bu hususta nafile

 

İçlerinde var ne hikmetse iflâh olmaz Türkiye korkusu

Ne yapsalar olmuyor yine de onların kaçıyor uykusu

 

Menfur gayeleri Türkü Kürde Kürdü Türke karşıkışkırtmak

Akılları sıra iki pehlivanı birbirine kırdırtmak

 

Yok öyle yağma Türk-Kürt asırlardır ayrılmaz kardeştir

Aramıza fitne sokan hainler elbette kalleştir

 

"İnneme'l-mü'minîne ihvetün" diyor ilahî yüce âyet

Kim bu gerçeği ortadan kaldırabilir ki doğrusu hayret

 

İşte bu kat'iyyen kopmayacak olan "urvetü'l-vüska"

Denen ip oldukça arada hiç korku yok bu hususta

 

Onların rağmına bu ülke daha da kenetlenecek

Onların rağmına bu ülke daha da kuvvetlenecek

 

Çünkü bilsin onlar "Bir şem'a ki Mevlâ yaka"

Kimin haddine düşmüş onu peşine taka

                                   *

Dünyada var m'ola böyle bir nazlı bayrak

Kalbleri onun gölgesinde rahat bırak

 

Kalk da Türkiye'ye yukarıdan bir bak

Milletin kalbine bir yıldız gibi ak

 

Bu millete kefen biçen irili ufaklı soytarılar

Çiçek çiçek gezen değil de sanki zehir saçan arılar

 

Önceden bu günler için denirdi hep boş kehanet

O gün dudak bükenler gördü bugün nedir ihanet

 

Çocuklarımız yabancı ellerde oluyor oyuncak

Ne dersiniz beyler bu gidişatın sonu ne olacak

 

Yanlış hesap her zaman Bağdattan döner derler ya

Hani insanı yaptığına pişman ederler ya

 

Elbette oturur taşlar zamanla yerli yerine

Yoksa tarih affetmez gafilleri çeker derine

 

Tarih boyunca ne ihanetler gördü millet

Son bayrak olayı bunlardan biri nihayet

 

Fakat ne acı ki kendi öz yurdunda

Dağında taşında kuşunda kurdunda

 

Nefretle anılacak varsa bir şey eğer

Elbette milletin şahlanmasına değer

 

İstiklâl ve Cumhuriyetin bayraktır ilân-nâmesi

Ona el kaldıranın artık hiç okunmaz esamesi

 

Bayrak deyip geçme o bu milletin varlık sebebi

İstiklâl Marşı'nın henüz kurumadı mürekkebi

 

Uğrunda kan dökülür can verilir o bayrağın

Altını üstüne getirsen kan kokar toprağın

 

Bırak yerin üsttekilerini sahip çıkar alttakiler

Boşuna mı öldük derler vefasız sözde müttakîler

 

Tarihte bindörtyüz yıllık bilinen geçmişi var

Ay-yıldızlı bayrak sürecek kıyamete kadar

 

Günümüzde daha yeni bulundu Göktürklerin parası

Gelsin beri tüm Türklerle gerçekten iyi olan arası

 

Paranın üstünde var ap açık üç ay-yıldız

Belli ki İslâmdan önce de biz Hak yoldayız

 

Bayrak aynı zamanda gösteriyor bizlere millî inancı

Aklını başına al hisseden kendini bayrağa yabancı

 

Milletin müşterek çatısıdır dalgalanan al bayrak

Gölgesinde şerefimiz ana sütü gibi ak mı ak

 

Bayrağa uzanan menfur eller millet gözünde talancı

Yazık böylelerine ki ecdada karşı olmuş yalancı

 

Bir gelin gibi süslendi ala döndü tüm yurdum

Asırlarca düşmana ben onunla karşı durdum

 

Ey mavi göklerin ilahî görkemli yıldızı

Yurdumun semalarını süsleyen nazlı kızı

 

Bayrağımız ta asırlar ötesinden gelen baş tacı

Ona kem gözle bakanlar düşündürmeli acı acı

 

Rengi şehit kanından alınmıştır ay-yıldızı gökten

Kim indirebilir ki onu o ilahî yücelikten

*

Korkma sakın Al-Bayrak hiç düşmez asla yere

Tarihe bir baksana hep yükselmiş göndere

 

Olmuş bu millet şanlı Peygambere asırlarca Bayraktar

Kalbimiz adı güzel kendi güzel Muhammed için atar

Muhsin Bozkurt

 

YUNUS EMRE'NİN HAYATI VE HAYATA BAKIŞI

"Geldi geçti ömrüm benüm,

 Şol yel esüp geçmiş gibi

Hele bana şöyle geldi  

Şol göz yumup açmış gibi."  

diyerek, hareketli ve o nisbetle verimli ömrünü, çekirdek misâl bir dörtlüğe sığıştırabilen Yunus'un sesi, Anadolu'nun sesidir. Bizim sesimizdir, hepimizin sesidir. Yunus'la Anadolu dün olduğu gibi bugün de, beden ve ruh gibi, birbirleriyle sarmaş dolaştır. Biri birisiz olamazlar.  

Yunus'u lâyıkıyla anlatmak ne mümkün? Derya destiye sığar mı? Yunus anlatmakla biter mi? Katre ummandan haber verir.. Biz de bunu yapmağa çalıştık. Bir nebze anlatabilirsek, sebep, Yunus'un kendisi ve ölmez şiirleri sayesindedir. Zaten söyleyeceklerimi güzelleştirecek olan da budur.

yazının devamı için tıklayın..

 

 

Bir gün ayrılacağını düşün ve kalp kırma....Muhsin Bozkurt

 

Anasayfa | Biyografi | Makaleler | Hikayeler | Misafir Defteri | Radyo Programı

Bu site en son 19-04-2005 tarihinde güncellendi.

Her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeksizin alıntı yapılamaz. ©2001-2005   Muhsin Bozkurt


FastCounter by bCentral